Beden Eğitimi Ve Eğitim Portalı
  Sağlık Bilgileri
 
   .
Soğuk su içerken dikkat

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Sağlık Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Günhan Erdem, "Özellikle vücut ısısı yükseldiğinde soğuk suyun hızlı içilmesi, vücutta terleme fonksiyonunu artıracağından çok fazla tuz ve mineral kaybetmeye sebep olur. Soğuk suyun olumsuz etkilerinden korunmak için yudum yudum içmeliyiz." dedi.

Prof. Dr. Erdem, aşırı sıcaklar sebebiyle vücudun sürekli su, mineral ve tuz kaybettiğini belirterek, "Soğuk su içmenin iki türlü olumsuz etkisi var. Bunlardan birincisi doğrudan doğruya üst solunum yollarında hassasiyeti olan kişilerde hastalıklara sebep olabilir. İkincisi ise hızlı içilen soğuk suyun buharlaşmaya yani vücutta terleme fonksiyonuna doğrudan etki ettiği için çok fazla tuz ve mineral kaybetmeye sebep olur. Soğuk suyun olumsuz etkilerinden korunmak için yudum yudum yaklaşık 1 dakika içinde içmeliyiz." diye konuştu.

Prof. Dr. Günhan Erdem, özellikle aşırı sıcakların yaşandığı bugünlerde doğrudan su içmeye özen gösterilmesini isteyerek, çay, kahve ve diğer içeceklerin suya denk olmadığını söyledi.

Suyun vücut için tabii bir çözücü olduğunu anlatan Prof. Dr. Erdem, şöyle konuştu:

"Suyun insan vücudunda 2 temel görevi var. Birincisi vücuttaki hücrelerin metabolizma faaliyetleri için ihtiyaç duydukları su moleküllerini temin etmek, diğeri ise vücuttaki atık maddelerin atılmasını sağlamak. Suyun insan vücudunda bu görevleri yerine getirmesi ve metabolizmanın faaliyetlerinin sürdürülebilmesi için suyu çözücü şeklinde almamız gerekiyor. Çay, kahve, meyve suyu gibi içecekler ise çözelti şeklindedir. Yani vücuttaki maddeleri çözme görevini yapacak su molekülleri tutulmuştur. O nedenle bir bardak su ile bir bardak meyve suyu arasında inanılmaz derecede serbest su farkı vardır." Prof. Dr. Erdem, sabah kalkınca, akşam yatmadan önce ve yemeklerden sonra mutlaka bir bardak su içilmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.




Cep telefonu, uykuyu kaçırıyor

Uyku öncesi cep telefonuyla görüşme uykuyu geciktiriyor

İngiliz bilim adamları, uyumadan hemen önce yapılan cep telefonu konuşmasının, beyni etkileyen sinyaller nedeniyle rüya görme riskini iki kat artırdığını ortaya çıkardı.

Loughborough Üniversitesi Uyku Araştırmaları Merkezi'nin İngiliz The Telegraph gazetesinde yayınlanan araştırma sonuçlarına göre, cep telefonundan yayılan güçlü sinyaller, konuşmadan saatler geçmesine rağmen uyku sırasındaki beyin aktivitelerini etkileyip değiştiriyor. Uykudan önceki konuşmanın beyin aktivitelerini önemli ölçüde etkilediğini kaydeden Profesör James Horne, "Cep telefonuyla konuştuktan sonra insanların uykuya dalması daha uzun sürüyor. Kahve, nasıl beyni uyumama yönünde uyarıyorsa, cep telefonu sinyalleri de benzer bir etkiye sahip." dedi. Araştırmaya katılan 10 gönüllü yarım saat boyunca cep telefonuyla konuştu. Güçlü sinyaller sebebiyle gönüllü kişiler normal uyuma düzenlerinden ortalama 25 dakika geç uykuya daldılar.




Kafeinli içecekler kaygıyı artırıyor

Kocaeli Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Nursu Çakın Memik kafeinin kaygıyı artırdığını belirterek, sınava girecek öğrencileri ve aileleri uyardı. Dr. Memik ayrıca, ailelerin çocuklar üzerinde baskı oluşturmanın da kaygıyı artıracağını ifade etti. Dr. Memik, ailelere, şu tavsiyelerde bulundu: "Anne ve babalar kendilerini kontrol etmeli. Çocuklarının gerçek potansiyelini bilmeli ve gereksiz baskılar yapmamalı. Çocuğu başkaları ile kıyaslayıp, baskı unsuru oluşturmamalı."





Şişmanlık, eğitimi olumsuz etkiliyor

Şişmanlık hastalığı (obezite) çocukların akademik kariyerlerini ve eğitim planlarını olumsuz yönde etkiliyor.

Singapur'da bulunan Ulusal Eğitim Enstitüsü tarafından yapılan araştırmaya göre şişmanlık hastalığı gelişmekte olan çocukların beyin aktivitelerini yavaşlatıyor.

Enstitü yetkilileri, anne ve babaların obez olan çocuklarına sürekli kendilerine olan güvenlerini artırıcı telkinlerde bulunmalarını öneriyor. Pediatrik danışm anı Profesör Doktor Ho Lai Yun , "Tedavilerimizde gördük ki, obez öğrenciler diğer arkadaşları gibi zeki ve yetenekli olduklarına inanmıyor, kendilerine güvenmiyorlar. Böyle düşünen bir çocuğun başarılı olması elbette beklenemez" dedi.




Şeker hastalığı patladı

Fast food alışkanlığı, çocuklarda şeker hastalığını patlattı.

Hızla yaygınlaşan fast food alışkanlığı, diyabet (şeker hastalığı) sorununu da beraberinde getiriyor. Hamburger, cips ve kola ile beslenen günümüzün çocuklarında en sık rastlanan sağlık sorunu obezite (aşırı şişmanlık).

Araştırmalara göre Türkiye'de her 5 çocuktan biri obez. Bu rakam her geçen gün artıyor. Obezite, daha çok yetişkinlerde görülen diyabeti de çocukluk çağına indirdi. Türk Diyabet Vakfı'nın verilerine göre ülkemizde 18 yaş altında yaklaşık 15 bin Tip1 diyabetli çocuk ve genç bulunuyor. Uzmanlar, fast food tarzı beslenme alışkanlığının bu rakamı sürekli artırdığı uyarısında bulunuyor.

Bu yıl 43. Kremlin Palace'de düzenlenen Ulusal Diyabet Kongresi'nde çocuklarda diyabet konusu ele alınıyor. Yaklaşık bin 800 uzmanın katıldığı kongrede bilim adamları, çocukları diyabetten korumak için okul kantinlerde fast food tarzı yiyeceklere izin verilmemesi çağrısında bulundu.

Türk Diyabet Vakfı Başkanı Prof. Dr. Temel Yılmaz, diyabetin son 20 yıl içinde çocukları ve gençleri de içine alarak hızla arttığını söyledi. Bunda obezitenin büyük payının olduğunu vurgulayan Yılmaz, kantinlerde satılan fast food tarzı yiyeceklerin çocukları obez yaptığını aktardı. Yılmaz, geçen yıl inceledikleri 100 okul kantininin tamamında hamburger, cola ve sosis satıldığını, buna karşın sadece 8'inde meyve suyu ve salata, 32'sinde de süt bulunduğunu bildirdi. Bu manzaranın çocukları obeziteye ve dolayısıyla da diyabete ittiğini hatırlatan Yılmaz, "İlkokula giden 5 milyon öğrencimizi kendi ellerimizle fast food kültürüne alıştırıyoruz. Eğer okul kantinlerinden bu tür gıdalar kaldırılmazsa obezite ve diyabetle mücadelede başarılı olamayız." dedi. Türk Diyabet Cemiyeti Başkanı Prof. Dr. Nafiz Bağrıaçık ise Milli Eğitim Bakanlığı'na çocukların okul karnelerine boy, kilo ve kan şekeri değerlerinin de yazılmasını önerdiklerini kaydetti. Bağrıaçık, "Bu bilgiler karnelere her yıl yenilenerek yazılabilir. Cemiyet olarak her öğrencinin takibini yapmaya hazır olduğumuzu söyledik. Ama bakanlık teklifimizi kabul etmedi." diye konuştu.





Stres beyin hücrelerini öldürüyor

Aşırı stres, üretilen yeni beyin hücrelerinin 24 saat sonra ölmeye başlamasıyla sonuçlanıyor.

Beyinde yetersiz sayıda yeni hücre bulunması ise depresyona neden oluyor.

Stresin insan vücudu üzerindeki etkilerini araştıran ABD’li bilimadamları şiddetli stresin başta depresyon olmak üzere ciddi sağlık sorunlarını nasıl ortaya çıkardığını belirledi.

Chicago’daki Rosalind Franklin Üniversitesi bilimadamlarınca yapılan araştırmada şiddetli stresin beyin hücrelerinin ölümüne neden olduğu ortaya çıktı.

Aşırı stres beynin hafıza, öğrenme ve duygulardan sorumlu hipocampus bölümünde üretilen yeni hücreleri öldürüyor, yeni hücrelerin yetersizliği de depresyonla sonuçlanıyor.

Bilimadamları fareler üzerinde yaptıkları deneylerde aşırı stresin hipocampus bölgesinin yeni hücre üretme yeteneğine zarar vermediğini, ancak üretilen yeni hücrelerin 24 saat sonra ölmeye başladığını belirledi.

Elde edilen bu yeni bilginin depresyon tedavisinde yeni bir çığır açması bekleniyor. Stresin yeni hücreleri derhal değil, üretildikten 24 saat sonra öldürmeye başladığına dikkat çeken uzmanlar, bu süreçte kullanılabilecek bir ilaç geliştirilerse hüvrelerin ölümünün engellenebileceğine dikkat çekiyor.

Aşırı stresin insan vücüdunda fiziksel bir etkisi olduğunu kanıtlayan ABD’li bilimadamları, çok düşük miktarlardaki stresinse insan beynini uyanık ve tetikte tutacağı için faydalı olabileceğini belirtiyor.






17 milyon kişi erken ölebilir

Sağlık Bakanlığı'nın hazırladığı rehberde sigara içenlerin içmeyenlere oranla daha erken yaşta hayatını kaybettiği belirtiliyor. Türkiye'de 17 milyon kişinin sigara içtiği vurgulanan rehbere göre bu kişiler, erken ölüm riskiyle karşı karşıya.

Sigarayı bırakmak göründüğü kadar imkansız değil. Biraz azim yetiyor aslında.

Sağlık Bakanlığı, sigaraya karşı yürütülen mücadele çerçevesinde, tütün bağımlılığından kurtulmak isteyenlere rehber niteliğinde "Sigara veya Sağlık Konusunda En Sık Sorulan 50 Soru ve Cevap" broşürü hazırladı. Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nazmi Bilir'in katkılarıyla hazırlanan broşür, sigara konusunda sık sorulan 50 soru ile bunların bilimsel cevaplarını içeriyor.

Türkiye'de yaklaşık 17 milyon kişinin, yani her beş kişiden ikisinin sigara içtiği bildirilen broşürde, bu oranın erkeklerde yüzde 50-60, kadınlarda da yüzde 20-25 dolayında olduğu belirtildi. Broşürde, sigara içenlerin içmeyenlere göre daha erken yaşta yaşamlarını yitirdikleri belirtilirken, sigara tiryakisi olan bir kişinin sigarayı bırakınca terleme, kalp hızının değişmesi, hazımsızlık, uyku bozukluğu, sinirlilik hali gibi belirtiler gösterebileceği, ancak bu belirtilerin bir hafta içinde azalacağı kaydedildi. Broşürde, sigara alışkanlığının eğitim ve gelir düzeyi az olan kişiler arasında daha fazla olduğu ifade edildi. Broşürde, "Türkiye'de 17 milyon kişinin günde ortalama bir paket sigara içtiği varsayıldığında, her gün 17 milyon paket sigara içildiği hesaplanır. Sigara içenlerin sigara satın almak için harcadıkları para yılda yaklaşık 25 milyar YTL'dir." deniliyor.

Sigaranın sağlığa zararı ne kadar süre sonra ortaya çıkar?

Sigaranın sağlığa zararı içildiği anda başlar. Dumanın içindeki zararlı maddeler saniyeler içinde kalp, beyin, kan damarları, böbrekler, mesane gibi pek çok organa ulaşır ve zarar verir.

Sigaranın bütün zararları kalıcı ve sürekli midir?

Hayır. Eğer iş işten geçmeden sigara bırakılırsa vücut kendini yenileme fırsatı bulabilir. Sigarayı bırakanlarda özellikle kalp hastalığı ve kanser riskinde azalma olurken, bir yıl geçince kalp krizi riski yarıya iner. On yıl sonra ise kalp hastalığı ve kanser riski sigara içmemiş bir kişi ile eşit düzeye yaklaşır.

Sigara dumanı içindeki hangi maddeler hastalık yapar?

Dumanda bulunan katranın içinde 4 bin dolayında kimyasal madde vardır. Bu maddeler arasında yer alan asit, alkol aldehit, keton, siyanür ve karbonmonoksit gibi maddeler doğrudan zehir etkisi göstererek organlarda tahribat yapar. Kalp hastalıkları, akciğer, gırtlak, mesane, yemek borusu ve rahim kanserleri ile bronşit, amfizem gibi pek çok hastalığın sigaraya bağlı olarak meydana geldiği bilimsel olarak kanıtlanmıştır.

Katran ve nikotin miktarı az olan sigaraların da zararı var mıdır?

Bu sigaralardan içenlerde de risk çok yüksektir. Ayrıca tiryakiler nikotin ve katranı az olan sigarayı daha fazla sayıda içmektedirler.

Mentollü sigaraların riski nasıldır?

Mentollü sigaraların riski diğerlerinden farklı değildir. Mentollü sigaralar da sağlık için diğer sigaralar gibi aynı derecede zararlıdır.

Sigara içen bir kişi dumanı içine çekmezse yine de sigaranın tehlikesi olur mu?

Olur. Sigara dumanı içeriye çekilmese bile temas ettiği dudak, dil, ağız içi, yemek borusu, gırtlak gibi yerlerde tahribata yol açar. Ayrıca duman içeriye çekilmese bile bir miktar duman akciğerlere gider.

Filtreler koruyucu mudur?

Filtreli sigara içenlerde kanser riski filtresiz sigara içenlere göre biraz daha azdır. Ancak hangi tür filtre kullanılırsa kullanılsın kanser olma riski hiçbir zaman ortadan kalkmamaktadır.

Sigara içenler neden öksürür?

Sigara dumanı asit özelliktedir. Asit ve duman içindeki başka tahriş edici maddeler öksürüğe yol açar. Soluk borularının içinde yabancı maddelerin nefes yollarına kaçmaması için ince tüycükler vardır. Sigara dumanı bu tüycüklerin hareketini bozar. Böylece yabancı maddelerin nefes yollarına girmesi mümkün olur. Gece sigara içilmediği zaman tüycüklerin hareketi biraz düzelir ve gündüz nefes borularına girmiş olan yabancı maddelerin dışarı atılması amacıyla tüycükler çalışmaya başlar. Böylece öksürük olur.

Doğum kontrol hapıyla, sigara kullananların kalp hastalığı tehlikesi mi var?

Doğum kontrol hapları bazı kalp hastalıklarının riskini artırabilmektedir. Doğum kontrol hapı kullanan bir kadın aynı zamanda sigara da içiyorsa kalp hastalığı riski daha fazla artmaktadır.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
Mesajın:

 
  Bugün 5 ziyaretçi (12 klik) kişi burdaydı!  
 

Sitetistik